Vogue Haziran Sayısı, 2PM Röportajı

TIME FOR 2PM

2PM iki ana şarkıyla geri döndü. Neredeyse 2 yıl süren bir comeback. Kendilerine has bir şekilde genç erkeklerin canlılığını ve olgunluğunu sergiliyorlar. Geridönüş etkinliklerinden önceki son boş vakitleri Vogue stüdyolarında geçti.

401066_650751868281100_1725074337_n

Vogue: 2PM bir idol mü?

Taecyeon: Şuan o kabuktan sıyrılıp “erkek grubu” imajına doğru gidiyoruz. Öyle değil miyiz gerçekten? Gerçek bir idol tarzı konseptimiz hiç olmadı.
Chansung: Bir de görünüş faktörü var, biz başından beri kendimiz hakkında hiçbir şeyi saklamadık.
Junho: Ayrıca öyle sevimli sevimli şarkılar da söylemedik.

Vogue: Belki de genç yaşınıza rağmen çok daha olgun görünüyor olduğunuz içindir. Doğrusu yaşa bakılırsa, sizin yaş ortalamanız şuanki idol gruplara gerçekten çok yakın.

Junho: Bu doğru. Aslında biz SHINee’den sadece bir ya da iki yaş büyüğüz.
Taecyeon: Evet, ben Onew’dan bir yaş büyüğüm.

Vogue: Öyleyse hala beastly-idollersiniz? (Ç.N: Bunu tam nasıl çevirmeliyim bilemedim, canavarımsı? vahşi? dev? )

Wooyoung: Sanırım artık ‘insan’ olmaya doğru gidiyoruz…
Taecyeon: Heh heh.  “Beastly-idols” lakabı sahnedeki şiddetli sahnelerimizden dolayı ortaya çıktı. Aslında bu terimi ilk ortaya at Jinyoungie hyungdu. Eğer Again & Again’in promosyon zamanlarındaki albüm fotoğraflarımıza bakarsanız, benim yüzümde sinirli bir ifade olan, kaşlar çatık ve burnumdan soluduğum bir fotoğraf var. Jinyoungie hyung bu fotoğrafı gördüğünde “Taecyeonie çok vahşi görünüyor; bunu başka bir fotoğrafla değiştirelim” dedi. Ama albüm tasarımcımız bu tarz bir ifadenin albüm konseptine daha çok yakışacağını düşündü ve o yüzden bu fotoğraf yayınlandı.

Vogue: Geri dönüşünüzden hemen önce Nisan’ın sonlarında Tokyo Dome’da solo konser vermiş olma başarınızı kutlamak isteriz. Belki içinizden birinin şarkıcılık hayatındaki amacı Tokyo Dome’da konser vermekti?

Hepsi: Hepimizin öyleydi.

Vogue: Peki amaçlarınızdan birini başardığınızda kendinizi nasıl hissediyorsunuz?

Junho: Tabi ki aklımızda yeni bir hedef beliriyor. Bir stadyumda performans sergilemek!
Taecyeon: Tokyo Dome bir beyzbol stadyumu, Nissan Stadyum’un da bir futbol sahası olması gibi. 80 000’e bine yakın oturma yeri olan bir yer.
Junho: Ama Tokyo Dome konserinin hemen ardından, tam biz yeni hedefimizin bir stadyumda konser vermek olduğunu söylediğimizde TVXQ sunbaelerin Nissan Stadyum’unda konser vereceği haberlerini duyduk. Sonradan bu hayalin yalnızca bir hayal olmadığını düşündüm, ve biz de eğer sıkı çalışırsak bunu başarabiliriz.
Jun. K: Ayrıca hedeflerinizi yüksek tutmak iyi bir şeydir. Ben Tokyo Dome’da konser verilmesine izin verilmesinin çok çalışmayla gelen popülaritenin sonucu olduğunu düşünüyorum.

Vogue: Statünüzün yeterli olmasına da bakıyor. Eğlence dünyasındaki yerinizi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Chansung: Hmm…Bence problem yüksek ya da alçak olmak değil, tamamiyle göz önünde veya arka planda olmakla ilgili. Hala anca daha çok çalıştığımız zaman yapabileceğimiz şeyler var.
Taecyeon: Herkesin bizi tanıdığını zannedip de sonra öyle olmadığını görüp hayal kırıklığına uğradığım bir an var. Ama özellikle de önceki albümün promosyonları esnasında, bekleme odamızın tam yanındaki odada Song Hae hocanın bulunduğunu öğrendim, dolayısıyla onu selamlamaya gittim ama konuşmamız şöyleydi;  “Hocam, merhaba! Ben Ok Taecyeon”. “Adın ne dedin?” “Ah evet, ben Ok Taecyeon.” “Ah, solo şarkıcı mısın” “Hayır ben 2PM adlı grubun bir üyesiyim!” “Ah… sizler yenisiniz değil mi? Sıkı çalışın.”

Vogue: Haha. Şuan iki ana şarkıyla geri dönüş yapıyorsunuz, “Comeback When You Hear This Song”yayınlandı. Beklentilerimizin tam aksine, bir yetişkininin değil gençliğin resmini gözler önüne seriyor ve siz “geri dön” derken ellerinizle onun işaretini yaptığınız bir an var. Koreografinin bu kısmını ilk gördüğünüzdeki tepkiniz nasıldı?

Taecyeon: Bu koreografi için yabancı koreograflara güvendik ve onlar bize bunun videosunu yolladı. Her neyse, onlar hiç Korece bilmedikleri için şarkıyla dans ederken sürekli gülüyorlarlardı. Aslında ordaki atmosfer, endişeli bir şekilde sevdiğin kişiyi çağırırken gerçek bir ölüymüş gibi durmak yerine gülümsemenin daha iyi olduğunu düşündüğünü göstermekti.
Jun. K: Koreografinin o el çırpma kısmında şarkı sözleri “gitmene izin verdiğim için pişmanım” diye gidiyordu. Pişmanlık ama el çırpmak? Biraz biraz garip ama size hoş duygular veriyor.

Vogue: Taecyeon da Park Jinyoung’la birlikte “Comeback When You Hear This Song” ve öteki ana şarkı “A.D.T.O.Y.”’un sözlerine katkıda bulundu. Şimdi para içinde yüzüyorsunuz  (güler).

Taecyeon: Jinyoungie hyung bana onların kopyalarını vermiyor.
Jun. K: Asıl bestekar şarkının büyük bir kısmını yazıyor ama zaman zaman bir başkalarının değişiklikler yaptığı oluyor.
Taecyeon: Jinyoungie hyung’un yazdığı rap bölümleri hoşuma gitmedi bu yüzden ona bu kısımları kendim yazmak istiyorum dedim ve bana gayet memnun bir şekilde bunu yapabileceğimi söyledi. Tam 8 kez geri çevrildim. Bir şey yazıp ona verdiğim her seferde bana “Bir şeyler yanlış hissettiriyor.” dedi.

Vogue: Sana onu tekrar yazmanı söylediği zaman yönlendirmeler yapıyor muydu?

Taecyeon: Hayır. Bu yüzden sürekli “Eğer Jinyoungie hyung olsaydım bunu nasıl yazardım?” diye düşündüm. Gerçekten çok zordu.
Chansung: Ben de birkaç kez rap yazmaya çalıştım ama Jinyoungie hyung hepsini geri çevirdi… bu yüzden vazgeçtim. (Ç.N: JYP şu çocukların şarkılarını kendisi yazmayı bırakıp onlara devretsin artık yahu. -_-)

Vogue: Bu şarkıları hazırlarken en iyi olduğunuz şeyleri mi yaptınız yoksa en çok sevdiklerinizi mi? İki ana şarkının da birbirinden çok farklı olduğunu düşününce ikisini de yapmışsınız gibi görünüyor.

Wooyoung: Bence iki şarkıda bizim hem en iyi olduğumuz, hem de en çok sevdiğimiz şeyleri içeriyor. Aslında, konsept ve atmosfer de birbirinden farklı.

Vogue: “A.D.T.O.Y.” başlığını duyduğunuzda bile nasıl bir tarz olacağını tahmin edemiyorsunuz, görüldüğü kadarıyla bu “All Day Think Of You” . Bu isim de Park Jinyoung’un fikri miydi?

Taecyeon: Evet. Eskiden, hyung bize ana şarkının isminin mutlaka İngilizce olması gerektiğini çünkü yurtdışında promosyon yaparken insanların şarkı isminden içeriğinin anlaması gerektiğini söylerdi. Her nasılsa bu kez Korece bir isim kullanmak istedi. (Ç.N: Ha.Ni.Bun (harujongil ni sengak buniya) diye de geçiyor şarkı.) Çıkış şarkımız “10 points out of 10”ten bu yana bu bir ilk.

Vogue: Nerdeyse 2 yıl içinde ilk geridönüşünüz. Şuan TV şovlarında gördüğümüz şarkıcılar için bu pek alışıldık bir şey değil. Bu geridönüş öncesindeki o uzun zamanda nasıl endişeleriniz olduğunu merak ediyoruz. Duygularınızda değişikler oldu mu?

Taecyeon: Önceki promosyonlarımızda sergilediğimiz Hands Up hem dijital hem fiziksel albüm satışlarında bize çok yardımcı olan bir şarkı. O zamanlar harika bir ruh hali içerisindeydik. Bunun sonrasında yurtdışında 40’a yakın konser verdik. Japonya’da 2 ful albüm ve 5 single yayınladık. Kore’de unutulduysak ne yapacağız diye düşünmek yerine, bizim arzumuz sadece daha iyi bir şekilde geri dönebilmekti. Biz hala “Wow! Sonunda buradayız!” diyoruz.
Jun. K: Bu iki yıl süresince çok şeyler oldu. O zamanlar o kadar kötüydü ki her şeyden kaçmak istedim. Geçen yılın başlarında aniden babam vefat etti. İlgilenilmesi gereken çok şey vardı. İlgilenmeye başladığım her yeni şey karşısında artık gerçekten aile reisi olduğumu farketmeye başladım.

Vogue: Yüz ifaden gerçekten çok zor zamanlar olduğunu anlatmaya yetiyor. Her şeyle ilgilenmeyi başarman çok güzel.

Jun. K: Evet. Bundan dolayı ben bile mutluyum. Her şeyin üstesinden gelecek güce sahip olduğumu düşünüyorum. Aynı şekilde erkek kardeşime de örnek olmam gerekiyor.

Vogue: Peki senin için nasıldı Nichkhun?

Nichkhun: Bildiğiniz gibi geçen yaz talihsiz bir kaza geçirdim. Yaralanan kişi için, şirkette insanlar için, grup üyeleri ve hayranlarımız için gerçekten kendimi çok kötü hissettim. Bir başka açıdan, bu ihtiyaç duyduğum bir zamandı çünkü son 5 yıldır 1 dakika ara vermeden çalıştım.  Grupça bir şeyler yapamasak bile şahsi etkinliklerimle meşguldum. Kaza nedeniyle iptal edildiği için yapabilecek hiçbir şeyim yoktu. Bu yüzden, gerçek benliğimi bulabilecekmişim gibi hissettim. Gönüllü yardım vakfında çalışırken bir çok kişiyle tanıştım.

Vogue: Zorluklarla karşılaştığında gerçekten nasıl biri olduğunu anlayabiliyorsun.

Nichkhun: Sadece kendini değil etrafındaki insanları da anlamaya başlıyorsun. Kim beni işim ve param için önemsiyor ve kim gerçekten beni düşünüyor.

Vogue: Bunun sonrasında nasıl değişiklikler oldu?

Nichkhun: Bence daha rahat bir insan oldum. Bunun öncesinde bir çok şey için endişeleniyordum. Kimi insanlar benim paranoyak olduğumu söylüyordu. Chansung-ah, bana onun öncesinde ne demiştin? İz bırakan bir şeydi…
Chansung: Ah, şirket yemeğindeyken birlikte bir şeyler içiyorduk ve Khunnie hyung cildi hakkında endişeleniyordu. Ama bu da dahil, hyung sürekli bir şeyleri içine atıyordu. Bunu söylemiyordu bile, sadece kimseye hiçbir şey açıklamıyordu. Bu yüzden ona hislerini açıklamaya çalışması gerektiğini söyledim. Eğer sıkıntınızı açıklayamayacağınız bir durumsa, o zaman bunu bir hobi ya da benzeri bir şeyle atlatmaya çalışmalısınız.
Nichkhun: Son zamanlarda badminton oynuyorum.

Vogue: Belki badmintona değil değil de bir kız arkadaşa ihtiyacın vardır?

(Nichkhun  ve diğerleri aynı anda bir şeyler söylemeye başladığı için kimse kimin demiş olduğunu anlayamadı) [Ç.N: Programlarda da böyle bunlar, hepsi aynı anda konuşuyor.😀 ] Biriyle çıkmaya başladığında, daha çok endişelenmeye başlıyorsun!

Vogue: Ama bu endişelerle gençliğiniz uçup gittiği için hayal kırıklığı yaşamıyor musunuz!

Chansung: Ahaha. Dinlenmek için bile vaktimiz yok. Eğer boş 1-2 ayım olursa o zaman birileriyle çıkmayı düşünüyorum, ama o kadar vaktimiz yok bu yüzden bu çok zor. Basitçe söylemek gerekirse, bunun hakkında düşünemiyorsunuz bile.
Nichkhun: Kore’de görünmüyor olsak bile daima yurtdışında bir şeylerle meşgulüz.

Vogue: Bu gerçekten üzücü. Hadi bir başka açıdan bakalım. Geçenlerde Jun. K kız grup üyeleriyle tvN’nin programı “The Romantic & Idol”da gerçek randevulara çıktı, ve Taecyeon,  MBC Every1’in Tayvanlı idol Gui Gui’yle katıldığı Global We Got Married çekimlerini yeni tamamladı değil mi? Bu yılın başlarında Vogue’da bile bu programlarla ilgili bir yazı yayınladık.

Nichkhun: Bundan bir buçuk yıl önce “We Got Married”e katıldım!
Chansung: Ben de “We Got Married”e katılmak istiyorum.

Vogue: “The Romantic & Idol” gerçekten yeni bir şeydi. Bir senaryosu yoktu değil mi ? Hepiniz gerçekten geziyor, randevular esnasında birbirinizi tanıyormuş gibi görünüyordunuz.

Jun. K (bayan idollerle geçen mutlu zamanları tekrar hatırlayan bir yüzle): Öyle.…

Vogue: Jun. K, bu programda karakterin görülüyordu. Çok düşünceli biri gibi görünüyordun.

(Hepsi birden): Ah gerçekten. Ne zaman bize karşı düşünceli oldun?

Taecyeon:, Hayır ama gerçekten, tam yanında uyayan kız için başını koyacak yer olmak? Ne dünya!
Jun. K: Öyle değil; ben içlerindeki en büyük olanıydım bu yüzden onlara yol göstermem ve bir atmosfer oluşturmam gerektiğini düşündüm.
Taecyeon: Gerçekten nasıl bir yol göstericilik yaptın? Neredeyse hep kızlarla ilgilendin, yalan mı?
Chansung: Hmm…  “The Romantic & Idol”ün We Got Married”den muhtemelen daha iyi olacağını düşünüyorum.

Vogue: Sevgili 2PM üyeleri. Hadi bir son kez, bu yalnızlık düşüncesi kalıplaşmadan önce, bir düşünün. Bir kadını baştan çıkarmak için 10 dakika verilmiş olsaydı, ne yapardınız?

Taecyeon: Ah ne kadar güzel bir soru! İlk kez böyle bir soru soruluyor. (Biraz düşünmesi gerektiğini söyleyen bir yüzle) Chansung’la başlayalım.
Chansung: 10 dakika. Hmm, bu zor. Sanırım sert bir şeyler içerken konuşmaya çalışırdım. İçme konusunda o kadar iyi değilim ama kötü sarhoşluk alışkanlıklarım da yok. Eğer neyin ne olduğunu söyleyemezsem sanırım uyuyakalırdım. Ama o zamana kadar iyi bir muhabbet kurardım.

Vogue: Sert bir içecek seçmenin nedeni ne?

Chansung: Çünkü eğer bira içerken bu tarz şeyler söylersen pek sağlıklı bir konuşma olmaz.
Wooyoung: “Senden hoşlanıyorum, haha! Hadi çıkalım, ya da istemiyorsan boşver haha!” Bu tarz bir şeyler mi?

Vogue: Bu 10 dakika içinde Wooyoung’un öldürücü yöntemi ne olurdu merak ediyoruz.

Taecyeon: Hmm, piyano mu çalardın?
Wooyoung: 10 dakika çok fazla, ne açıdan bakarsan bak.

Vogue: Yani 3 dakikada iş bitti, ha?

Wooyoung: Eğer gerçekten o kişiyle görüşmek istiyorsam bunu direk söylerim: Sanırım senden hoşlanıyorum, seni daha iyi tanıyabilir miyim? Eğer bundan sonra reddedilirsem: Pekala, güle güle.

Vogue: Cazibeni kullanmak yerine direk topu atıyorsun. Peki ya Nichkhun?

Nichkhun: Hmm… Biraz yürüyüş… Hmm… Numarasını isterdim… Hmm, birlikte bir fotoğraf çekinmek ve son olarak ona yanağından bir öpücük verirdim ve böylece beni unutamazdı.
Chansung: Onu öpersin, sonra o sana tokat atar…
Nichkhun: Benimle yürümeyi kabul etmişse benden biraz da olsa hoşlanmıyor mudur?
Taecyeon: Bunu asla bilemezsin. Belki de sadece yürümek istemiştir, niye hemen onu öpüyorsun?
Nichkhun: Zaten bu yüzden yanağından öpüyorum dudağından değil, hehe. (Ç.N: Khunnie melek görünümünün altında ne playboylar yatıyor…)
Jun. K: O kişiden gerçekten hoşlanıyorsam, 5 dakika sürecek küçük bir şeyler hazırladım. Arkadaki şarkı biterken ‘hislerimi kabul edersen harika olacak’ derdim. Bu şekilde söyleyince çok ucuz görünüyor ama işe yarar bir şey.
Taecyeon: Umm, bence bunu bilen bir kadınsa anlamı olmayacaktım, ama Amerika’da gençler arasında yaygın bir şey var, biri eğer öpüşmede iyiyse, bunu kanıtlamak için, bir kirazı alıyor…
Nichkhun: Ah! Şu kiraz sapıyla olan şey! (Ç.N: Kiraz sapını ağızlarında dilleriyle bağlıyorlar. İlgililer bilir, Ian Somerhalder Suzy’ye bunu yapabilir misin diye sormuştu ama o anlamamış olacak ki gerçekten sapı eliyle bağlayıp fotoğrafını çekti*)
Taecyeon: Evet. Kirazın kendisini yiyip sapını bu şekile getirmek, ya da başka bir şey de Startbust karamel hala sarılıyken ağzına atıp, ağzında onu açmak. Böyle bir reklam var. 

Vogue: Yani kadın o adamdan hoşlanıyorsa, bunu yapmak zorunda?

Chansung: Kadının kiraz sapını açması mı gerekiyor?
Taecyeon: Heh heh, hayır hayır. Sadece mecazi olarak iyi öpüştüğünü gösteriyorsun.

Vogue: Junho ne yapardı merak ediyorum. Programı yüzünden röportajı bırakıp gitmek zorunda kaldı.

Jun. K: Junho da… çok random bir erkek.
Taecyeon: Her zaman aynı olsa bile gerçekten bir kadının önünde nasıl değişebileceğini bilmiyoruz.

Vogue: Bu yöntemlerle gerçekten hoşlandığınız kadının kalbini çalabilmenizi diliyoruz. Şimdi, konu son 2 yıldır ne yaptığınızdan buralara gelmişti.

Wooyoung: Genellikle 3-4 ayda bir albüm çalışmalarımız oluyordu. Orjinalliği ya da gelişmeyi hedeflemekten çok, hep başarı hissinin memnuniyetini yaşıyorduk. Ve Jinyoungie hyung bize gerçekten güzel şarkılar hazırladığında, kendime güvenmek yerine bütün güveni ona vermiştim. Körce kendimi sadece dansta iyi olduğum gerçeğine odakladım ve sadece sergilemek isteyeceğim tarzda müzikler dinledim. Bazı açılardan gerçekten kendimizi ne kadar geliştirdiğimizi düşünmeye başladım. Şuan bende zaman zaman şarkı sözü yazıyorum, kitap yazıyormuş gibi hissettiriyor çünkü bir hikaye üzerine düşünüyorum ve bu şekilde yavaş yavaş değişiyorum.

Vogue: Geçen yıl “Sexy Lady” ile solo promosyonlarını yaparken hırslanmış olmalısın. Ne kadar memnun kalmıştın?

Wooyoung: Tamamiyle memnundum. O zamanlar benim hedefim 1. olmak değildi. 1. sıraya ulaşmanın imkansız olduğuna karar verdim. Çünkü müzik hakkında çok bilgim yoktu ve sadece solo dans etmekte iyiydim, adamakıllı bir şekilde sahnede kendimi bir solo şarkıcı olarak göstermeye çalışmak şeklinde fikrimi değiştirdim. Daha hırslı olsaydım kendi yazdığım bir şarkıyla çıkış yapma konusunda ısrarlı olabilirdim ama gerçekten Jinyoungie hyung kadar iyi bir şarkı yazabileceğime dair bir güvenim yoktu.

Vogue: Çok gerçekçisin.

Wooyoung: Bu yönde yavaş yavaş değişiyorum. Aslında ben büyük hayaIleri olan bir çocuktum ama şuan onları gerçek hayata taşıma gayretinde olan biriyim.

Vogue: Bu son 2 yıl Chansung için nasıldı?

Chansung: Göz açıp kapayınca geçti. Sanki yabancı bir sanatçı Kore’de bir süre promosyon yapıp bunu sonlandırmış gibi hissettiklerini söyleyen hayranlar bunu duymaktan üzülecektir. Ne zaman Japonya’daki bir program sonlansa, bir röportaj için oturuyoruz ve bize “Çok zaman geçti, geçmişe baktığınızda ne hissediyorsunuz?” diye soruluyor. Bu soruyla her karşılaştığımda kendimi “Bu dünyada ne yaptım?” diye düşünürken buluyorum. Düşünmeden çalışmaya devam ettiğimiz zaman, içgüdüsel olarak ben de bunu yapıyordum, ama bir yandan da rahat bir sahnesinde olmayı dilerken buluyordum kendimi. Sanırım yığılmış olan şeyleri düzenlemek ve onlar üzerine düşünmek için zamana ihtiyacım var.

Vogue: Kore medyasını uzun bir süre terketmiş olmanızın sizi endişelendirmiş olacağını düşünmüştük ama öyle görünmüyor olmanız güzel. Buna rağmen, Japonya başta olmak üzere Asya’nın bir çok yerinde bulunmak ilk elden K-pop ateşini hissetmenizi sağlamış olmalı değil mi?

Taecyeon: Hmm, aslında bu yoğun zamanlar yavaş yavaş duruluyor, bence. En sonunda Asya’da.

Vogue: Şimdiden mi? Herkes bunun en az 2 yıl daha süreceğini düşünüyor.

Taecyeon: Çünkü çok fazla Koreli şarkıcı var. Nerede bir çıkış olsa, içeriği basit olsa bile talep büyük oluyor ve gittikçe de artıyor. 2006’da Rain hyung Asya Turu’na çıkıyordu, bunu sadece duymak bile herkese “Wow! bir Asya Turu!!!” dedittiriyordu… Bence şimdi sağlam bir içeriğe sahip elit bir kalabalık oluşturma vakti.

Vogue: Öyleyse, bu durumu geride bırakıp yerel medyaya baktığında, şuanki durum hakkında ne düşünüyorsun? Çoktan bir fikir edinmiş olmalısın.

Taecyeon: Aslında çok emin değilim. Bizlerle yakın zamanlarda çıkış yapmış olan arkadaşlar bize geridönüşümüz için tebrik mesajları yolluyorlar ve sürekli ekliyorlar; “Bir TV programına çıktığınızda, adını bile duymadığınız bir çok şarkıcı olacak.” Çok şükür ki, Hyori nuna ve Shinhwa hyungs da aynı zamanda geridönüş yaptılar.
Nichkhun: 1. olmak gerçekten çok zor olacak ama bu eğlenceli. Asıl önemli olan bu.
Taecyeon: Kısa bir süre önce, birlikte bir şeyler içmeye gittik ve Shinhwa Hyesungie hyungla karşılaştık. Bize “Hey çocuklar! Siz gerçekten bize benziyorsunuz! Birlikte performans sergileyeceğimiz zamanı dört gözle bekliyorum!” dedi ve bizim hesabımızı da ödedikten sonra gitti.
Chansung: Birlikte bir şeyler içmeyeli çok uzun zaman olmuştu ve o gün gerçekten çok sipariş vermiştik, bu yüzden gerçekten üzgünüz.
Nichkhun: Basitçe söylemek gerekirse menüdeki her şeyi ısmarladık.

Vogue: “Comeback When You Hear This Song” ve “A.D.T.O.Y.” promosyonları 7 hafta mı sürecek? Uzun bir zaman oldu, nasıl sonuçlar bekliyorsunuz?

Jun. K (ortak bir sessizliğin ardından): Sıralama önemli ama dürüst olmak gerekirse, dijital satışlar çok çabuk değiştiyor. Bir şey söylemek çok zor.
Wooyoung: Bugünlerde neredeyse herkes kolayca müzik sektörüne atılabiliyor. Bu yüzden, bu zamandan itibaren müzik yapmak her şey değil, bence önemli olan insanlara bir mesaj veren müzik ve performanslar sergilemek. Bir şarkı ortaya atıp, takla atıp sonra “çok çalıştık” demektense, iyi bir şarkı ve dikkat çekici bir performansla akıllarda kalmak istiyorum.

Vogue: Bu çok olgunca bir düşünce. Peki 7 haftanın sonunda, nerelere kaybolmayı düşünüyorsunuz?

Taecyeon: Hemen ardından konserlerimiz olacak. 2015’in sonuna kadar tamamen dolu bir bir programımız var, fufu~.

Transcription: MATLEJANG
İng. Çeviri: Egle @2pmalways
Tr Çeviri:  suleyildiz_ 
Kaynak belirterek alıntı yapabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s